Son Yazılar
Home / 10.Sınıf Tarih / 10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları

Merhaba değerli öğrencilerimiz, yeni eğitim öğretim yılında “10. Sınıf Tarih Dersi MEB Yayıncılık 4. Ünite Ders Kitap Cevaplarını” üniteler halinde paylaşacağız. Sizlerden isteğimiz öğrenmede kalıcılığı sağlamak için soruların cevaplarını önce kendiniz cevaplayın sonra araştırın, araştırmalarınız sonucu bulduklarınızı karşılaştırın ve anlayarak yazıya geçirin. Unutmayın buradan ya da herhangi bir yazıdan olduğu gibi alıp yazmak kalıcı öğrenmeyi sağlamaz.

10.Sınıf Tarih Ders Kitabı 4. Ünite Cevapları tarih öğretmenimiz tarafından özenle hazırlanmıştır.

10.Sınıf MEB Yayınları Tarih Ders Kitabı 4. Ünite Cevaplarını aşağıdaki yazımızda bulabilirsiniz.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 98

Anadolu’nun İslamlaşmasında etkili olan âlimler ve sûfîler hangileridir?

Ahmet Yesevî öğretisinin özü, ahlaki hürriyettir. Ahlaki hürriyete, “Hakkı bilmek için ilk önce kendini bilmek” ve “Ölmeden önce ölmek” anlayışıyla ulaşılır. Ahmet Yesevî, bunu kâmil insan öğretisiyle sistemleştirir. Bu öğretinin temeli hikmet, sohbet ve ahlak esaslarına dayanır.

Mevlânâ Celâleddîn-î Rumî; öğretisinde insanlara iyiliği, alçak gönüllüğü, cömertliği, merhametli ve doğru olmayı öğütlemiştir. Her türlü sevgisizliğe, kötülüğe, bağnazlığa karşı İslami ve insani ilkeleri şiir ve musiki içinde birleştirip dile getiren Mevlânâ, etkisini yüzyıllarca sürdürmüştür.

Yunus Emre; ırk, din ve dil ayrımı yapmadan tüm insanlığa yönelik öğretiler geliştirmiştir. Ona göre insan her yerde aynı değeri taşıyan yüce bir varlıktır.

Hacı Bektâş-ı Velî; ilhamını Kurʼanʼdan alarak insana bakar, insana hizmeti en büyük ibadet sayar. Öğretisinin temelini akıl ve bilgiye dayandıran Hacı Bektâş’ın düşünce sisteminde ayrılıkların ve farklılıkların yeri yoktur. Bütün yaratılmışlara aynı nazarla bakmış ve kimseyi herhangi bir özelliğinden ötürü diğerinden üstün tutmamıştır. Bu yüzden onda birleştiricilik duygusu hâkimdir.

Ahî Evran; toplumun mutluluk ve refahı için bütün sanat dallarının gerekliliğini savunmuş, sanat erbablarının belli işyerlerinde toplanarak oralarda sanatlarını icra etmelerini yani bir araya gelmelerini tavsiye etmiştir. Ahi teşkilatının kurucusu olan Ahî Evran’a göre ahinin eli, kapısı ve sofrası açık; gözü, dili ve beli bağlı olmalıdır.

Osmanlı Devleti’nde önemli sanat dalları hangileridir?

Dokumacılık, Osmanlı Devleti’nde gerek artan nüfusun gerekse sarayın ve ordunun ihtiyaçlarına cevap verebilmek için hızlı bir şekilde gelişmiştir. Dokuma sanayinin geliştiği Bursa’da; yünlü kumaşların, ipekli dibaların ve her cins kadifenin dokunduğu bilinmektedir. Dokumacılıkta oldukça ileri gitmiş olan Çin bile Bursa’dan kumaş satın almıştır.

Ahşap işlemeciliği, Osmanlılar Devri’nde daha ziyade geometrik yıldız motifleri ile fildişi ve sedef kaplamalı olarak yapılmıştır. Süslemelerde yazı hemen hemen hiç görülmeyecek şekildedir. I. Ahmet’in sedef kaplamalı firuze, yakut ve zümrüt taşlarıyla süslü tahtı başta olmak üzere Kur’an mahfazaları, rahleler ve minberler gibi nadide eserler dünya müzelerinin en kıymetli koleksiyonları arasında yer alır.

Çini sanatı, Selçuklu Dönemi’nin ardından, Osmanlıların İznik’te bir çini merkezi kurmasına kadar duraklama yaşanmıştır. Osmanlı Dönemi’nde İznik ve Kütahya’dan sonra Bursa, Edirne ve İstanbul da önemli çini merkezleri olmuştur.

Taş süsleme sanatı, XV. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde hızla gelişme göstermiştir. İlk dönem Osmanlı mimarisinde taş işlemeciliği, daha çok yapıların dış kısmında uygulanmıştır.

Hat, yazıyı estetik ölçülere bağlı kalarak güzel bir şekilde yazma sanatıdır. İslamiyet’te dinî yapılarda resim bulunması uygun görülmediği için bunun yerini yazı sanatı olan hat almıştır. Hat sanatı, zamanla mimari dekorların başlıca zenginliği ve bütün dekoratif sanatların da önemli bir unsuru hâline gelmiştir.

Osmanlı medreselerinde hangi ilimler tahsil edilmiştir?

Osmanlı Devleti’nde medreseler, İslami ilimleri üst düzeyde öğreterek insanların yararına sunmayı amaçlamıştır.

Medreselerde tefsir, hadis, kelam ve fıkıh gibi temel İslami ilimlerin yanında matematik, astronomi , fizik, mantık ve felsefe gibi akli ilimler de okutulmuştur.

Osmanlı müderrisleri akli ilimlerden özellikle mantık ve matematiğe önem vermiştir. Osmanlılarda iyi kadı olmanın yolu matematik ve astronomi gibi bilimleri de bilmekten geçmiştir.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 99

Anadolu’nun İslamlaşmasında Mevlânâ Celâleddîn-î Rumî, Yunus Emre, Hacı Bektâş-ı Velî, Ahî Evran gibi sûfî ve âlimlerin etkileri nelerdir?

Anadolu halkı arasında birlik ve beraberliği sağlamışlar, halkın İslam olan ilgisini artırmışlardır.

Tekke ve zaviyelerde her ilim dalında, adı ülke sınırlarının dışına taşan ilim insanları yetiştirmişlerdir.

Bölgelerinde sosyal huzuru sağlamışlardır.

Siyasi otoritenin zayıfladığı dönemde halkın manevi sığınağı olmuşlardır.

Kurdukları vakfiyelerle kimsesizlerin, yoksulların, muhtaçların ve fakirlerin ihtiyaçlarını sağlayarak sosyal dayanışmanın artması ve yerleşmesinde etkin rol oynamışlardır.

Boş topraklar üzerinde kurdukları zaviyelerle Anadolu’dan gelen nüfus kitlelerinin sevk ve iskânını organize etmişlerdir.

Yerleştikleri bölgelerin imar ve iskânına dervişler öncülük etmişlerdir.

İdarî ve dinî konularda devlet yöneticilerine telkin ve öğütlerde bulunmuşlardır.

Tasavvuf: İslam düşünce tarihinin Moğol egemenliği döneminde (1220-1330) İslam’ın bâtıni (içsel) yorumu olan tasavvuf, ön plana çıkmıştır. İslam medeniyetinde din bilgisi ve Allah’a erişme inancı iki kolda yürümüştür. Birinci kol tefsir ve hadis ilmî ile yetinmiş olanlar (medrese ulemâsı), ikincisi ise vahdet-i vücûd (varlığın birliği) görüşüyle aşk-cezbe yolunu seçenlerdir. Mevlânâ Celâleddîn gibi birçok âlim, medreselerde otorite düzeyine eriştikten sonra aşk ve cezbe yolunu seçmiştir.

Mevlânâ Celâleddîn gibi âlimler neden aşk ve cezbe yolunu seçmiş olabilir?

Tekke ve zaviyelerde insan ruhunu olgunlaştırmaya yönelik verilen eğitimlerde bireyin, yalnızca dış dünyadan bilgi edinmek değil, kişinin iç dünyasındaki bilgeliği artırarak dış dünyaya o bilgelikle bakması sağlanmıştır.

Mevlana Celaleddin gibi alimler medresede otorite düzeyinde zirve olmuş, yani birinci yolu bitirmiştir. Bu yüzden ikinci yol olan aşk ve cezbe yolu ile Allah’a ulaşma (vahdet-i vücud) yolunu seçmişlerdir.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 102

“Bilgilinin sözü toprak için su gibidir, su verilince yerden nimet çıkar. Bilgisiz insanın gönlü kumsal gibidir, nehir aksa dolmaz, orada ot ve yem bitmez. Bilginin kıymetini ancak bilgili bilir, akıla hürmet ise bilgiden dolayıdır.”
                                                                                                   Yusuf Has Hacip

Kutadgu Bilig’e göre bilgi insana neler kazandırır ve insanın itibarına etkileri nelerdir?

Bilgi insana iyi, doğru, güzel, adaletli ve hayatına faydalı olan eylemleri seçip yapmasını sağlar.

Bilginin açamadığı kapı, çözemediği sorun yoktur. Bilgi sayesinde insan kendisine ve çevresindekilere faydalı olur.

Bilgi insana kıymet kazandırır ve herkesten saygı görmesini sağlar, itibarını artırır.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 103

Osmanlı Devleti’nde ilmiye sınıfının görevleri nelerdir?

Osmanlılarda ilmiye sınıfının başlıca üç görevi vardır:

1 – Eğitim-öğretimin sürdürülmesi

2 – İdari ve adli hizmetlerin görülmesi

3 – Sosyal, idari ve askerî konularda dinî görüşün açıklanmasıdır.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 104

Bir öğrencinin Sahn-ı Seman Medreselerinde müderris olabilmesi için pek çok aşamadan geçirilmesinin amaçları neler olabilir?

Bu durum, Sahn-ı Seman’ın derecelendirmede ne denli üstün olduğunu , bilgiye verilen önemi gösteriyor bizlere.

Osmanlı Devleti’nde kadı’nın görevleri nelerdir?

– Padişah tarafından atanan kadılar, atandığı yerde padişah adına adaleti tesis ederdi. Osmanlı devlet teşkilatında kadıların adli görevi yanında idari, beledi, askerî, mali ve noterlik alanlarında da görev ve yetkileri bulunmaktaydı.

– Vakıfların denetçisi de olan kadılar; asayiş kuvvetlerinin, belediye hizmetlilerinin ve zabıta görevlilerinin de amiriydi.

– Ayrıca kadılar evlenme, boşanma, veraset meselelerinde; merkezden gelen emirlerin tasdiki ve mahkeme kayıtlarının tutulmasında, her türlü akdin kaydedilmesinde, divanın emirlerinin halka bildirilmesinde ve sefer esnasında idaresinde bulunduğu yerde ordunun ihtiyaçlarının görülmesinde sorumlu ve yetkiliydi.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 105

Şeyhülislam ve müftülerin devlet idaresindeki rolü nedir?

Şeyhülislam, dinî hükümleri yorumlamada en yetkili kişidir. Şeyhülislamlar, dinî konular dışında zamanla örf, âdet ve geleneklerle ilgili hususlarda da fikir beyan etmeye başlamış hatta kiliselerdeki seçim ihtilaflarını halletme konusunda bile fetvalar vermişlerdir. Bununla birlikte mühim devlet işlerinde de şeyhülislamın fikir ve düşüncelerinden istifade edilmiş; savaş ilanında, barış yapılmasında, ıslahatların uygulanmasında bile şeyhülislamdan fetva alınmıştır.

Müftüler toplumun inanç ve ibadetleriyle ilgili sorunların çözülmesi ve devlette şeriatın uygulanmasından sorumludur. Müftüler, belirli davalarda kadıların veya özel kişilerin sorularına dair İslami kaynaklara dayanarak fetvalar hazırlamıştır. Kanuni Dönemi’nde müftüler de kadılar gibi teşkilatlandırılmış ve şeyhülislamlık makamı ortaya çıkmıştır. İstanbul müftüsü, Osmanlı Devleti’nin başmüftüsü yani şeyhülislamı olmuştur.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 108

XIV ve XVI. yüzyıllar arasında Türk dünyasında yetişmiş olan bilim insanları kimlerdir, çalışmalarını nelerdir?

Dâvûd-i Kayserî (1260-1350)
Orhan Gazi zamanında İznik’te kurulan ve Osmanlı’nın ilk medresesi olan medresenin baş müderrisidir. Mısır’da okumuş ve otuz akçe yevmiye ile görevine başlamıştır. Aklî ve naklî ilimlerde ihtisas yapmıştır.

Kadızâde-i Rûmî (1337-1421)
Matematik ve astronomi alanları ile ilgilenmiştir. Bursa’daki tahsilinden sonra Molla Fenari’den ders alıp önce Horasan’a, oradan da Türkistan’a giderek eğitimine oralarda devam etmiştir. Semerkant’ta önce rasathane müdürü, sonra da Semerkant Medresesi baş müderrisi olmuştur. Gök cisimlerinin kendi yörüngeleri arasındaki hareketlerini inceleyip onların yerlerini tespit etmiş, matematik ve fizik kurallarını astronomide ilk defa uygulayan kişi olmuştur.

Sabuncuoğlu Şerafeddin (1386-1470)
Tıpta deneye önem vermiştir. Mücerrebnâme isimli deney kitabında yılan zehrine karşı önce horozlarda, sonra da kendi üzerinde denediği ilacın sonuçlarına yer vermiştir. Cerrahnâme adlı resimli kitabında çeşitli ameliyatlara yer vermiştir.

Altuncuzâde
Fatih Dönemi hekimlerindendir. Kendi imal ettiği kalaydan sondalarla idrar tutukluluğuna çare bulmuş ve aynı şekilde mesane ve idrar yolları rahatsızlıklarını tedavi etmiştir.

Piri Reis (1475-1555)
İlk Dünya haritasını 1511 yılında çizmiş, bu haritada kıyıları ve adaları gösterip bilinmeyen bölgelerin tanınmasını sağlamıştır. Kitab-ı Bahriye isimli coğrafya eserini 1521 yılında yazmış ve bu kitaba eklediği Dünya haritasını 1528’de Kanuni Sultan Süleyman’a sunmuştur.

Takiyüddin (1526-1585)
Osmanlı bilim tarihinin en büyük astronomu (gök bilimcisi) olmuştur. Mısır, Şam ve Semerkant astronomi ve matematik okullarını kendi şahsında birleştirmiş; matematik, astronomi, mekanik ve tıp konularında otuzun üzerinde eser kaleme almıştır. Osmanlı’nın ilk rasathanesini III. Murat Dönemi’nde İstanbul’da inşa etmiştir. Birçok rasat aletinin yanında, ekinoksları belirlemek için Zatü’l Evtar isimli yeni bir rasat aleti daha icat etmiştir. Yıldızların enlem ve boylamlarının belirlenmesinde Venüs’ü kullanarak farklı bir hesaplama usulünü keşfetmiştir. Güneş’in yıllık hareketinin bilinen değerini dakika olarak hesaplamış, açıların ölçülmesinde sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjant gibi trigonometrik fonksiyonları kullanmıştır.

Bilim insanlarının önemli özellikleri neler olabilir?

Çevrelerine ve olaylara duyarlı, insanlığa faydalı işler yapmak isteyen

Araştırmacı, soran ve sorgulayan

Tarafsız

Kararlı, disiplinli ve öz denetimleri yüksek

Bilgi birikimini sürekli yenileyen, gelişmeleri takip eden kişilerdir.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 109

Kültür, nesilden nesile hangi yollarla aktarılabilir?

 Sözlü ve yazılı edebiyat ürünleri ile resim ve müzik başta olmak üzere sanatın her dalıyla

– Din, dil, gelenek ve görenekler ile kuşaktan kuşağa yaşantı yoluyla

 Aile ve sosyal çevrenin de katkılarıyla eğitim-öğretim yoluyla

Osmanlı Devleti’nde kitabî kültür, neden başkent ve belirli şehirlerde gelişmiştir?

– Osmanlı hükümdarlarında kitap toplama ve bunları kullanma alışkanlığının olması

– Büyük eğitim kurumlarının bu şehirlerde kurulmuş olması

– Darülfünun, hendesehane, mühendishane ve muallimhane gibi üniversite kütüphanelerinin bu şehirlerde açılması

– Padişahların bilim insanlarını desteklemesi, bilim insanlarının başkent ve bazı şehirlerde yaşamaları

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 110

II. Murad Dönemi’nde, Kayı damgasının kullanılmaya başlanmasının gerekçeleri nelerdir?

Osmanlıların, Kayı Boyu’na mensup olduklarını vurgulamak amacıyla Kayı damgası kullanılmaya başlanmıştır.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 113

Osmanlıların, fethettikleri bölgelerde yaptıkları imar faaliyetlerinin amaçları neler olabilir?

Fethedilen bölgelerin Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlayarak egemenliği kalıcı hale getirmek

Fethedilen toprakların vatanlaşmasını sağlamak

Halkın ihtiyaçlarını karşılayarak fetih hareketlerinde sürekliliği sağlamak

Başta hükûmet konağı yaparak merkezi otoriteyi hissettirmek

Günümüz şehirleri ile Osmanlı şehirleri arasındaki benzer yönler nelerdir?

– Devlet ve dini yapıların merkezde olması, yerleşmenin bu binaların çevresinde yoğunlaşması

– Ayakkabıcılar, kayısı satan dükkanlar, kuyumcular vb. belli iş yerlerinin bir sokakta toplanması

– Merkezi bir meydanın olması

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 114

Türk şehir modelinin genel özellikleri nelerdir?

– Şehir merkezine cami, aşevi, hamam, şifahane gibi kurumlar yapılmış, yerleşme ise daha dış mahallelere kaydırılmıştır.

– Osmanlılar, şehirleşmeye getirdikleri bu yeni mimari anlayışla dağınık şekilde bulunan sosyal kurumları bir site içinde toplamıştır.

– Şehir merkezlerinde pek çok işyeri inşa edilmiştir.

– Sosyal kurumların giderlerini karşılamak için vakıf olarak kiraya verilmiş ve böylece şehirlerin sosyo-ekonomik canlılığı sağlanmıştır.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 117

Osmanlı Devleti’nde Türkçenin bilim dili hâline gelmesi için yapılan çalışmalar nelerdir?

II. Murad Devri, önemli kültürel gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Türk diline önem veren padişah, Türkçe eserler yazdırdığı gibi birçok yabancı eserin de Türkçeye tercümesini sağlamıştır.

II. Murad Dönemi’nde âlimler Türkçe eser yazma konusunda teşvik edilmiştir. Âşık Paşa’nın yazdığı “Garipname” adlı eser bu teşviklerin bir neticesi olarak kabul edilmelidir.

Millî bir kültür hareketine öncülük eden II. Murad, Danişmentli ve Selçuklu devirlerindeki Fars kültürünün etkilerini unutturmak için çalışmıştır.

Anadolu’daki mutasavvıfların öğretilerindeki ortak noktalar nelerdir?

Anadolu’daki mutasavvıfların öğretilerinin ortak noktaları ; temeline hoşgörü, merhamet, adalet, vicdan, insaf, saygı, değeri alarak insanı olarak ortaya çıkarmaktadır. Öğretilerinde insanlara iyiliği, alçak gönüllüğü, cömertliği, merhametli ve doğru olmayı öğütlemişler, eserlerinde de her türlü sevgisizliğe, kötülüğe, bağnazlığa karşı İslami ve insani ilkeleri ön plana çıkarmışlardır.

Fetihlerle birlikte Anadolu ve Rumeli şehirlerindeki kültürel dönüşümü açıklayınız?

– Osmanlılar fethettikleri yerlere cami, medrese, mescit, han ve hamam gibi yapılarla buraları imar etmiş,

– Şehir yolları ve su yolları tamir edilmiş,

– Fethedilen şehirlerdeki çarşı ve pazarlar geliştirilmiş ya da yeniden inşa edilmiş,

– Dağınık şekilde bulunan sosyal kurumları bir site içinde toplamışlardır.

TEST SORULARI

1-) • Fatih, saray kütüphaneleri dışında ülkenin çeşitli şehirlerinde yaptırılan külliye, cami, medreselerde çok sayıda kütüphane kurmuştur.
• Yavuz Sultan Selim; Urfa, Kahire, İskenderiye, Halep, Kudüs, Şam’daki kültür ve sanat eserlerini İstanbul’a getirtmiştir.

Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) İlmiye sınıfının etkinliği azaltılmıştır.

B) Türk dilinin gelişmesi sağlanmıştır.

C) Devletin kültür seviyesi yükseltilmiştir.

D) İlimler tasnif edilmiştir.

E) Tasavvuf önem kazanmıştır. 

2-) Osmanlı Devleti; çeşitli etnik ve dinî kökenden tebaanın ticari, sosyal, kültürel ve bilimsel etkinliklerini sürdürdüğü bir devlettir.

Bu durum aşağıdakilerden hangisinin oluşumuna zemin hazırlamıştır?

A) İlimlerin tasnif edilmesinde

B) Kültürel birikimin oluşmasında

C) Askerî yapının güç kazanmasında

D) Zaviyelerin çoğalmasında

E) İlmiye sınıfının önem kazanmasında 

3-) Anadolu’nun İslamlaşmasında etkili olan aşağıdaki mutasavvıflardan hangisi Anadolu’da yaşamamıştır?

A) Ahmet Yesevî

B) Yunus Emre

C) Ahî Evran

D) Hacı Bektâş-ı Velî

E) Hacı Bayram-ı Velî 

4-) Osmanlı Devleti’nde ilmiye sınıfı;

I. askerî,
II. eğitim-öğretim,
III. idari ve adli

görevlerinin hangilerinden sorumludur?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) I ve II

D) II ve III

E) I, II ve III 

5-) Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti’nde görülen el sanatlarından biri değildir?

A) Dokumacılık

B) Hat

C) Ahşap işlemeciliği

D) Çini

E) Heykel

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 118

Timur Devleti’nin Osmanlılar için tehlike oluşturmasının gerekçeleri nelerdir?

– Timur’un ölümünden sonra oğlu Şahruh’un idaresindeki Timur Devleti, II. Murad tahta geçtiğinde, hâlâ kuvvetini koruyor olması, Anadolu’ya tekrar sefer yapabilecek güçte olmaları tehlike oluşturuyordu.

– Haçlıların harekete geçmesi üzerine tekrar tahtına çıkan II. Murad, bir taraftan Haçlılar ile mücadele ederken doğu yönünde bir başka devlet ile mücadele etmek ve kuvvetlerinin bölünmesini istemeyen II. Murad, Anadolu’daki temkinli hareketleriyle bu tehlikeyi Osmanlı üzerinden uzaklaştırmayı başarmıştır.

II. Kosova Savaşı’nın Türk tarihi açısından önemi nedir?

1448’de yapılan II. Kosova Meydan Muharebesi sonucunda, Türklerin Balkanlardaki hâkimiyeti kesinleşmiş ve Avrupalılar savunmaya çekilmiştir.

“Ebu’l-hayrât” ne demektir?

Ebû’l- Hayrât, “Hayırların Babası” demektir. 

II. Murad Dönemi’nde Türkçe’nin ve Türk kimliğinin ön plana çıkmasının nedenleri neler olabilir?

– Millî bir kültür hareketine öncülük ederek, Danişmentli ve Selçuklu devirlerindeki Fars kültürü ve diğer yabancı kültürlerin etkisini önlemek

– Silah ve paraların üzerine Kayı damgası vurarak, Oğuz şeceresinde önemli bir yere sahip olan Kayı Boyu’na mensup olduklarını vurgulamak

– Bütün bu icraatlarıyla da milli kültür anlayışı kazandırarak birlik ve beraberliği artırmak istemesi Türkçe’nin ve Türk kimliğinin ön plana çıkmasını sağlamıştır.

Takıyüddin’in matematik ve astronomi alanında yaptığı çalışmalar nelerdir?

– Takıyüddin, matematik sahasında beş, astronomi sahasında yirmi, fizik-mekanik sahasında üç, tıp ve zooloji sahasında birer eser telif etmiş ayrıca ölçü ve tartılar ile ilgili bir risale yazmıştır.

– Mısır, Şam ve Semerkant astronomi ve matematik okullarını kendi şahsında birleştirmiştir.

– Osmanlı’nın ilk rasathanesini III. Murat Dönemi’nde İstanbul’da inşa etmiştir.

– Birçok rasat aletinin yanında, ekinoksları belirlemek için Zatü’l Evtar isimli yeni bir rasat aleti daha icat etmiştir.

– Yıldızların enlem ve boylamlarının belirlenmesinde Venüs’ü kullanarak farklı bir hesaplama usulünü keşfetmiştir.

– Güneş’in yıllık hareketinin bilinen değerini dakika olarak hesaplamış, açıların ölçülmesinde sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjant gibi trigonometrik fonksiyonları kullanmıştır.

“Müneccimbaşı” ne demektir?

Osmanlı saray teşkîlâtında pâdişâhın tahta oturması, savaş îlânı, sadrâzam tâyini, düğün gibi önemli olayların en uygun ve uğurlu zamânını önceden belirlemek ve takvim hazırlamakla görevli olan müneccimlerin başı durumundaki kimse.

İstanbul’da rasathane kurulmasının gerekçeleri neler olabilir?

Takıyüddin’in asıl amacı “Uluğ Bey Zîc”indeki bazı eksik kısımları tamamlamak ve yeni bir zîc hazırlamaktır. İstanbul Rasathanesi’nin kurulması, bu amacına ulaşmasına imkân tanımıştır.

Akli ve naklî bilimlere örnekler veriniz.

Nakli ilimler ( Dinî ilimler-İslami ilimler ) = Tefsir, kelam, hadis, fıkıh ilmi

Aklî ilimler = Matematik, edebiyat, mantık, felsefe, coğrafya, astronomi, matematik, tıp gibi ilimler

Rasathanelerin günümüzde astronomi biliminin gelişmesine katkıları neler olabilir?

– Uzay boşluğunda meydana gelen her türlü değişikliğin gözlemlenmesi, verilerin toplanması ve incelenmesi mümkün olmuş,

– Astronominin bir bilim olmasında hizmet etmiştir.

10.Sınıf Tarih Dersi 4. Ünite Ders Kitabı Cevapları Sayfa 119

“Zihniyetiyle bir ayağı Şark’ta öteki Garp’ta” ifadesi ne anlama gelmektedir?

Şahsında Türk, İran, İslâm ve Roma hükümdarlık geleneklerini birleştiren Osmanlı hükümdarı olarak bilinen II. Mehmed, doğunun ilim ve manevi gücü ile batının ilim ve tekniğini en iyi şekilde birleştirmeyi başarmış, tıpkı askerî fetihleri gibi bilgi adına açtığı savaşta da bir âlimler, sanatkârlar ordusu tesis etmiş olması nedeniyle “Zihniyetiyle bir ayağı Şark’ta öteki Garp’ta” ifadesi kullanılmıştır.

Fatih Sultan Mehmet’in ilmin özgürlüğü ve şerefine yaptığı en büyük hizmet nedir?

İlim adamına emsalsiz ilgi ve sevgi göstermek

İlim adamlarına fikrî özgürlük sağlamak

Meseleler hakkında onlarla sohbet etmek

Âlimlerin nazını çekmekte sakınca görmemek, huysuzluk, titizlik, geçimsizlik hatta kıskançlıklarını idare etmek

Fazilet ve irfanı ile şöhret bulan insanları İstanbul’a davet etmek.

“Teşrifat” ne demektir?

Resmî günlerde ve toplantılarda devlet büyüklerinin makam ve mevki sıralarına göre kabulü.

Kurallara göre davranma.

Fatih’in, İstanbul’un Fethi’nden sonra yaptığı ilk icraatlar neler olmuştur?

İstanbul’a ayak basar basmaz, Ayasofya’dan ve papaz odalarından yararlanarak mevcut binalarda, ilk medreseleri açmış,

Ali Kuşçu, Ali Tusi ve Molla Zeyrek gibi büyük hocaları bu müesseselerin başına getirmiştir.

Bir devletin bekasında, askerlerden oluşan ordu mu yoksa âlimler ve sanatkârlar ordusu mu daha önemlidir? Neden?

Bir millet savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür.

M. Kemal ATATÜRK

Aşağıdakilerden hangisi toplantılarda âlimler otururken ümeranın ayakta durmasının sebeplerinden biri olabilir?

A) Ulemanın şöhret sahibi olması

B) Yönetici kademelerinin genellikle ilmiye sınıfından seçilmesi

C) Ulemanın devlet kademelerindeki en üst sınıfı oluşturması

D) İlim adamlarına büyük hürmet gösterilmesi

E) Ümeranın devlet kademesinde daha alt seviyede yer alması

“10. Sınıf Tarih Dersi MEB Yayıncılık 4. Ünite Ders Kitap Cevapları” hakkındaki görüşlerinizi yorum kısmından bize yazabilirsiniz. İyi çalışmalar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir