Son Yazılar
Home / 9. Sınıf Tarih / 9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Ders Kitabı Cevapları

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Ders Kitabı Cevapları

Yeni eğitim-öğretim yılının tüm öğrencilere başarılar getirmesini diliyorum. Bu yıl 9. sınıflarda Meb Yayıncılık tarafından hazırlanan ders kitabında yer alan ünitelerinin cevaplarını bu yazımızda paylaşacağız. Değerli öğrencilerimize şu uyarıyı yeniden hatırlatalım. Öğrenmede kalıcılığı sağlamak için soruların cevaplarını önce kendiniz cevaplayın sonra araştırın, araştırmalarınız sonucu bulduklarınızı karşılaştırın ve anlayarak yazıya geçirin. Unutmayın buradan ya da herhangi bir yazıdan olduğu gibi alıp yazmak kalıcı öğrenmeyi sağlamaz.

9.Sınıf Meb Matbaacılık Tarih Ders Kitabı Cevaplarını aşağıdaki yazımızda bulabilirsiniz.

Uyarı: 9. Sınıf MEB Yayıncılık Tarih Ders Kitabı cevapları özenle hazırlanmıştır. Öğrencilerimizin kolayca anlayabileceği ve ödevlerini yapabileceği şekilde hazırlanmıştır.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 66

HAZIRLANALIM

KAVRAM BİLGİSİ

Toplum hayatına kanunların etkileri nelerdir?

İlk siyasi oluşumlardan itibaren, devlet ve toplum hayatının düzenli bir şekilde ilerlemesi için uygulamaya konulan hukuk sistemleri ve bu sistemleri içinde yer alan; kanunnameler, aile ve iş akitleri, ceza infaz yöntemleri, toplum düzeninin sağlanmasına önemli katkı sağlamıştır.

Kimi toplumlar bu kuralları yazılı hâle getirmiştir. Kurallara uyulmadığı takdirde karışıklıklar ve ayaklanmalar olacak böylelikle ülkede düzen bozulacaktır. Hükümdarlar, düzeni sağlamaya çalışırken kendi topluluklarının, kültür ve gelişmişlik düzeyleri ile sosyal yapılarına göre hukuk kurallarını şekillendirmiştir.

Günümüzdeki ticaret merkezlerinin özellikleri nelerdir?

Günümüzde ticaret merkezlerinin sayısı tüketicilerin talepleri doğrultusunda artmakta, ürünler çok daha hızlı bir şekilde, daha geniş kitlelere ulaştırılabilmektedir.

Günümüzde, ürünlerin tüketicilere ulaşmasında etkin rol oynayan ticaret merkezleri, şehirlerin merkezinde, gelişmiş ulaşım ağlarının ortasında yer almaktadır.

Günümüzde ticaret merkezleri, devletlerin ve hükumetlerin politikalarıyla desteklenmiş şirketlerin, daha iyi ve daha yeni ürünleri veya maliyet verimliliği sağlayan yenilikçi üretim yöntemleri takip ettiği, çok katlı ofislerin yer aldığı binalarla kendini göstermekte olup, büyük kalabalıkların ilgi odağı durumundadır.

Orta Çağ’da Avrupa’da görülen yönetim biçimleri nelerdir?

Orta Çağ Avrupası’nda siyasi yapıyı şekillendiren ve bu döneme damgasını vuran sistem “feodalizm” olmuştur. Bu sisteme göre siyasi güç; krala ait olup kral, siyasi otoritesini mutlak sadakat koşuluyla ve kontrollü olarak derebeyleriyle paylaşmıştır. XVI. yüzyılın başlarına kadar Avrupa’da siyasi, sosyal ve ekonomik alanda en yetkili kurum Roma Katolik Kilisesi ve bu kiliseyi temsil eden Papalık’tır.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 67

“Geçmişteki uygarlıklardan bazıları neden yıkıldılar?

Ben, uygarlıkların kaderlerinin yıkılmak olduğuna inanmıyorum.”
                                                                               Arnold Toynbee

Arnold Toynbee’nin uygarlıkların yıkılmasına inanmamasının nedenleri neler olabilir?

Uygarlıkların yıkılış süreçlerine bakıldığında;

– Çağının gelişme ve ihtiyaçlarına cevap verememesi,

– Yönetim anlayışı ve işleyişinde ortaya çıkan aksama ve bozulmalar,

– Yaşanan ekonomik krizler ve ekonominin gücün zayıflaması,

– Devletlerarası rekabette yalnız ve yetersiz kalması gibi nedenler söz konusu olmaktadır.

– Arnold Toybee’nin uygarlıkların kaderlerinin yıkılmak olduğuna inanmamasının sebebi aslında uygarlıkların zamanla beraber aktörlerinin ve koşullarının da değiştiğinin ve niteliklerini yitirdiğinin altını çizer. Çünkü koşullar farklılaşmış, her şey akmış hiçbir şey durmamıştır ve durmayacaktır. Tıpkı Mehmet Akif’in Tarihi ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?’’  sözünde belirttiği gibi.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 68

Feodalitenin güç kazanmasında etkili olan sebepler nelerdir?

  • Kavimler Göçü sonucu Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması ve Avrupa’nın siyasi olarak bölünmesi sonucu merkezî iktidarın yok olması
  • Batı Roma imparatorluğu’nun yıkılma sürecine girmesi
  • Kavimlerin yer değiştirmesi sonucu yaşanan kargaşanın hüküm sürdüğü bir ortamda halkın can ve mal güvenliği endişesine kapılması
  • Can ve mal güvenliği olmayan halkın kıtlık ve savaş korkusu ile korunmaya ihityaç duyarak büyük malikânelere sahip lordlara sığınması
  • Kavimler Göçü sonrasında Avrupa’da yaşayan topluluklarının kitlesel olarak yer değiştirmeleri ile kent yaşamının önemini yitirmesi
  • Batı Avrupa’da yaşayan insanlar ile diğer bölgelerin insanları arasındaki iletişim ve ticaret yollarının Akdeniz’den sapması ve ticaretin neredeyse durma noktasına gelerek toprak mülkiyetinin önem kazanması.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 70

Gücün meşruiyet kaynağı bakımından Sasani, Bizans ve Moğol imparatorluklarının benzerlik ve farklılıkları nelerdir?

Benzerlikler;

  • Moğollar üzerinde Şamanizm’in önemli bir etkisi vardır. Şamanların söyledikleri gerek toplum üzerinde gerekse idareciler üzerinde etkilidir.
  • Bizans imparatoru, Hz. İsa’nın yeryüzündeki vekili olup sadece Hz. İsa’ya karşı sorumlu olmuştur.
  • Sasaniler, krallar kutsal kabul edilmiş olup, Tanrı Ahuramazda’nın yeryüzündeki temsilcisi olarak mutlak otoriteye sahiptir.
  • *** Tüm imparatorluklarda gücün Tanrı tarafından kendilerine verildiğine inanılmakta olup, siyasi meşruiyet ve idari yapı, dinî bir karakter taşımaktadır.

Farklılıklar;

  • Büyük Şaman, 1206 kurultayında Temuçin’in Gök Tanrı tarafından seçildiği şeklinde kehanette bulunarak Cengiz Han’ın ve neslinin ilahi soya dayandırılmasını sağlanmıştır. Bu kutsallık Cengiz Han’dan sonra gelen hükümdarların, onun soyundan gelmesini meşrulaştırmıştır. Cengiz Han hayattayken imparatorluk topraklarını dört oğlu arasında paylaştırmıştır.
  • Sasani Devleti’nin hükümdarı olarak tanımlanan Şehinşah’ın gücü, devletin bekası açısından hayati bir öneme sahiptir. Neredeyse tüm şahların ölümünden sonra ortaya çıkan iktidar kavgaları, merkezî otoritenin zayıf düşmesine yol açmıştır. Kral çoğu kez kendisinden sonra başa geçecek kişiyi yardımcısı olarak tayin etmiş ve onun siyaset sanatını öğrenmesi için önemli eyaletlerden birinin başına getirmiştir.
  • * Bizans İmparatoru gücünü tanrıdan alan bütün siyasi yetkileri kralın elinde tuttuğu ve yönetim miras yoluyla değil, kişiler tarafından ele geçirildiği otokrat bir lider durumundadır.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 71

Veba salgınının, Avrupa’da siyasi ve sosyal hayata etkileri neler olmuştur?

  • Avrupa’da özellikle o dönem normalin üstünde nüfus sayısına sahip olduğu kabul edilen İngiltere’de kara ölüm demografik dengeleri değiştirmiş, veba salgını yüzünden her üç kişiden biri hayatını kaybetmiştir. Bazı köyler tamamen yok olurken bazıları halkının çoğunu kaybetmiştir.
  • Salgından sağ kurtulmayı başaracağına inanmayan birçok kişi, ölümünden sonra mallarının ya da arazilerinin, tanımadığı ya da dışarıdan gelen birilerinin eline geçmesini istememiştir. Bu nedenledir ki salgın döneminde vasiyetname yazdıranların sayısında önemli bir artış gözlenmiştir.
  • Vasiyetname geleneğinin bir başka sonucu olarak, vasiyetnameleri hazırlayan ve onaylayan noterler aranan kişilerden olmuşlardır. Bu noterlerin onayladıkları belgeler de tarihe ışık tutan kanıtlar olarak günümüze gelmişlerdir.
  • Salgın sosyal ilişkileri de zayıflatmıştır. Baba çocuğuna, karı kocasına ve bir kardeş diğerine yasak duruma gelmiştir. Akrabalar da birbirleriyle görüşmedikleri için hiç kimse ölüsünü gömmek için para ya da arkadaş bulamamıştır.
  • Erkeklerin ölümüyle kadınlara çalışmak için yer açılmış ve hatta eşini kaybeden kadınlar, ölen kocalarının işlerini devam ettirmişlerdir.
  • İngiltere’de veba dolayısıyla meydana gelen olağanüstü haller sonuçta olağanüstü durumlarda meydana çıkartmıştır. Artık feodal sisteme açık şekilde tavır alan, kendilerinin azalan sayılarına rağmen toplumda en çok ezilen grup olma durumlarına karşı çıkan köylü yani topraksız fakir halk kitlesi, isyan ve başkaldırı faaliyetlerinde bulunmaya başlamışlardır.
  • Veba, köylü gruplarının çalışma saatleri ve ücretlerinde doğrudan bir iyileşme sağlamış, zenginlik, güç ve otoriterleri toprağa dayalı aristokratların veba öncesine nazaran vebadan sonra konumları sarsılmıştır.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 72

“Ülkenin temeli vergidir, bu da adaletle yükselir, zulümle değil.”

Sasani Hükümdarı Erdeşir Babekan’ın bu sözü günümüz için de geçerli midir? Neden?

Vergi, devletin yaptığı hizmeti güçlendirmek ve dünya çapında devletin gelişmesine yarar sağlamak amacıyla vatandaşlardan alınan paradır. İlk çağlardan itibaren devletler vergi toplamaya ihtiyaç duymuştur. Çünkü hazineye sıcak paranın girmesinin en önemli yoludur vergiler. 

Günümüzde vergi, devletin kamu giderlerini karşılamak üzere kişi – kurum ve kuruluşlardan topladığı ekonomik değeri ifade eder. 

Vergide adalet ilkesi devletlerin üzerinde ısrarla durduğu en önemli konulardan biridir. Bunun için vergi miktarının belirlenmesinde toprağın verimliliği, sulanabilirliği, tüketim merkezlerine veya pazarlara olan yakınlığı, ürünün cinsi gibi unsurların dikkate alınması, vergilendirmede mükellefin ödeme gücünün göz önünde tutulması, tahsildarların keyfî uygulamalarına izin verilmemesi, vergi toplama masraflarının mükellefe yükletilmemesi, mükelleflere zulmedilmemesi, vergi memurlarının ahlâklı kişiler arasından seçilmesi gibi uygulama ilkelerinin adil bir şekilde, kanunlara göre tespit edilmesi ve uygulanması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki adaletin olmadığı bir yerde zulüm vardır.

Büyük İskender, Roma ve Sasani devletlerinin geniş coğrafyalara hükmetmelerindeki etkenler nelerdir?

Her an savaşa hazır, düzenli ve disiplinli ordulara sahip olmaları

Fethedilen bölgedeki halka adil ve hoşgörülü davranmaları

Halktan tahsil edilen vergilerin adil, ekonominin güçlü olması

Merkeziyetçi yönetim anlayışının benimsenmiş olması

Yönetici kadrosunda görev alan kişilerin liyakat sahibi, işinin ehli insanlar olması

Tarım, hayvancılık ve ticaretin geliştirilmesi için devletin halkını sürekli desteklemesi…

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 73

İlk çağlardan itibaren tarım üretimini artırmak isteyen insanlar hangi faaliyetlerde bulunmuş olabilir?

Bazı coğrafyaların kurak olması, sulamalı tarımı zorunlu kılmıştır. Bu yüzden ihtiyaç olan bölgelerde sulama kanalları yapılmıştır.Örneğin Anadolu uygarlıklarından Urartular, tarımı geliştirmek için sulama kanalları yapmışlardır.

Kol gücüne dayalı olarak yapılan tarım faaliyetlerinde alet kullanımı ( çapa, orak, ahşap saban, oradan ağır demir saban ) insanların işini kolaylaştırmış ve üretimi artırmıştır.

Üretimin planlanmas devlet eliyle yapılmıştır. Tarım ve hayvancılık faaliyetlerini korumak amacıyla kanunlar yapmışlardır. 

Artı ürünler bir merkezde toplanmış ve halka buradan dağıtılmıştır.

Artı ürünün insan yaşantısına etkileri nelerdir?

Artı ürün, ihtiyaçların karşılanması için değiş tokuşu geliştirmiş ve çiftçilik dışında yeni meslekler ortaya çıkarmıştır.

Ayrıca; artı ürünlerin bir merkezde toplanması ve halka buradan dağıtılması toplumda tabakalaşmayı ortaya çıkarırken ( Çiftçi, esnaf, tüccar, din adamı, asker ), toprağa sahip olan soylular, yüzyıllar boyunca geçerli olacak güçlü statüler kazanarak sosyal, ekonomik, siyasi gücün belirleyicisi olmuştur. Bu durum monarşileri ortaya çıkarmıştır.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 74

Orta Çağ Avrupası’nda feodalite egemenken Osmanlı Devleti’nde uygulanan toprak sisteminin özellikleri nelerdir?

1) Timar sisteminde de köylülerin toprağa bağlılığı ve toprak üzerinde şahsi çalışma vardır. Ancak bunun nitelikleri feodal niteliklerden farklıdır. Toprak devlete ait olup sipahi (Toprağı devlet adına kontrolünde bulunduran kimse) bir devlet memurudur. Sipahi ve reaya (köylü) üzerinde padişahın otoritesi vardır. Sipahi köylünün sahibi değildir ve şahsî bağlılık yoktur. Yetkiler ve sorumluluklar önceden devletçe tayin edilmiştir.

2) Sipahiler özel ordu besleme, para basma ve vergi koyma v.b. haklara sahip değildir. Timarlar sadece askerî bir hiyerarşiden öte yetkilerle donatılmamıştır. Askerî faaliyetler devletçe konulmuş kaidelere tâbidir. Sipahi kendiliğinden vergi koyamadığı gibi, devletin kendisine vermediği vergileri de toplamayaz. Devlet bu vergileri (Hayvan, arazi, verigleri gibi) ayrı bir teşkilâtı vasıtasıyla toplamaktadır. Vergilerin mal veya para biçimine dönüştürülerek toplanması da sipahi tarafından tayin edilemediği gibi, miktarları da değiştirilemez. Sipahiye ait defterler devletçe her zaman kontrol edilebilir. Dolayısiyle söz konusu hakların kötüye kullanılması cezaî sorumluluğu doğurmaktadır.

3) Sipahiler yargı yetkisine sahip değildir. Hukuk ve ceza davalarına bakamazlar. Suç işleyen sipahi ve reaya aynı mahkemede yargılanır. Benzer suçlarda ceza âdil olarak kadılarca verilir. Reayadan alınan bir kısım para cezaları ise, sipahilerle bağlı oldukları sancak beyleri veya subaşıları ile paylaşılabilirdi veya tamamiyle üst makamlara devredilebilirdi. Ancak serbest olan timar sahipleri para cezalarının tamamına sahip olabilir ve mahkemece verilen ceza davalarının infazını uygulama hakkına sahiptir. Bu tip timarlar ise, yaygın bir kuruluş tipi olmadıklarından istisna teşkil etmektedirler.

4) Timar sisteminde herkes istediği ile evlenebilir. Timar sahipleri evlenecek erkekten belirli bir vergi alma hakkına sahiptir. Bunun için gelinin başka bir timardan gelmesi gerekmez. Düğün dernek gibi masraflı ve mutlu bir olay vesilesiyle timar sahibini destekten mahrum koymama amacına yönelik bir geleneğin gereği olarak düşünülebilen bu mükellefiyeti feodal sistemdeki tazminatla karıştırmamak gerekir. Çünkü bunların miktarları, alınış şekilleri ve gerekçeleri birbirlerine benzemezler.

5) Timar sisteminde köylünün mallarının satışı ve fiyatları sipahi tarafından tayin edilemediği gibi, satış zamanları da sınırlandırılamaz. Köylü (reaya) malını istediği yerde ve devletçe tayin edilen fiyatlardan satabilir veya değiştirebilir. Malların şekil değiştirerek başka isimler kazandırılması konusunda, sipahiye bağlı olmadığı gibi ona herhangi bir kiralama işlemi ile de bağlı değildir. Olağanüstü hallerde sipahilerin devlet adına bazı tasarrufları da devletin gösterdiği şekillerde kullanabilme hakkı mevcuttur.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 75

Kast sisteminin, Hindistan’ın siyasi birliğine etkileri nelerdir?

Hindistan’da halkın çeşitli sosyal sınıflara ayrılmış olması;

Siyasi birliğin oluşmasını engellemiş,

Halkın devlete bağlılığını zayıflatmış,

Devletlerin kısa ömürlü olmasına neden olmuştur.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 78

İpek Yolu’nun geçtiği bölgelere hâkim olan Türk devletleri hangileridir?

  • Asya Hun Devleti
  • I. Kök Türk Devleti
  • II. Kök Türk Devleti (Kutluk Devleti)
  • Uygur Devleti
  • Karahanlı Devleti
  • Gazneliler Devleti
  • İtil Bulgar Devleti
  • Hazar Devleti
  • Büyük Selçuklu Devleti
  • Türkiye Selçuklu Devleti
  • Akkoyunlu Devleti
  • Safevi Devleti
  • Osmanlı Devleti
  • Türkiye Cumhuriyeti Devleti

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 79

Tarihî ticaret yolları yeniden canlandırılabilir mi? Neden?

Tarihî ticaret yolları yeniden canlandırılabilir. Örneğin; sadece bölge ülkeleri açısından değil Doğu ve Batı arasındaki entegrasyonun gerçekleştirilmesini sağlayacak kapsamdaki İpek Yolu’nu yeniden canlandırma girişimi ile Uzak Doğu’yu Akdeniz’e ve Batı Avrupa’ya bağlayacak güvenli ulaşım koridorlarının inşa edilmesi, küresel ve bölgesel refahın sağlanmasına ve ekonomik kalkınmaya hizmet edecektir. Proje, sadece ekonomik amaçlı bir proje olmayıp uluslararasında sosyal ve kültürel zenginlikleri taşıyan, siyasi işbirliği tesis edecek bir proje niteliği taşıyacaktır.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 80

Medeniyetlerin, askerî teşkilatlanmaya ihtiyaç duymalarının sebepleri neler olabilir?

İlk Çağ’dan itibaren devletler;

Varlıklarını devam ettirebilmek,

Savaşlarda başarılı olabilmek,

Huzuru ve düzeni sağlayabilmek için güçlü askerî teşkilatlar kurmuşlardır.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 82

Yerleşik ve konar-göçer toplumlar arasındaki ilişkileri belirleyen unsurlar nelerdir?

Savaşlar tarih boyunca; tarafların amacı, silahları ve sosyo-ekonomik durumlarına göre birbirlerinden farklılık göstermiştir. Konar-göçer topluluklar dışa açık ve savaşçı bir yaşam biçimine sahipken yerleşik topluluklar bunun tam tersine dışa kapalı ve barışçı bir yaşam biçimini benimsemiştir.

Konar-göçerler ile yerleşik topluluklar arasındaki savaşlarda genellikle konar-göçerler üstünlük sağlamıştır. Yaşam tarzları askerlerin yaşam biçimlerine benzeyen bu topluluklar, kolaylıkla orduya dönüşebilecek bir yapıya sahiptir.

Savaş, yerleşik toplulukların zaferiyle bitmiş olsa da böyle bir zaferin onlara kazandıracağı birkaç tutsak ile silah, belki küçük bir sürü olmuştur. Yenilen saldırgan konar-göçerler bunları bile vermeden kaçmayı başarabilirken yenilen yerleşikler, konar-göçerler gibi kaçamamıştır. Yerleşikler, kaçıp topraksız kalmaktansa topraklarında kalıp haraç ödemeyi kabullenmiştir.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 83

“Kanunun adil olması gerekir çünkü adalet esaslarında tertip edilmeyen bir kanun, üç ayaklı masanın ayaklarından birinin eksikliği gibi hatalara ve haksızlıklara yol açar. O takdirde “devlet tahtı” yıkılır. Devletini korumak isteyen hükümdar, adil kanun yapmak zorundadır.”


Yusuf Has Hacip


Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig adlı eserine göre devletin ayakta kalmasını sağlayan unsurlar nelerdir?

1 – Kanun

2 – Adalet

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 85

Cengiz Yasası’nın ortaya çıkmasında Moğol kültürünün etkileri nelerdir?

Cengiz Han (1155-1227), Moğol boylarını tek çatı altında toplamadan önce her boy kendi örf ve âdetinin hukuku diyebileceğimiz kabile uygulamalarını devam ettiriyordu. Cengiz Han, Moğol toplumunun birliğini sağlamanın yanında bu topluma ilk yazılı kanunları da kazandırdı.

Cengiz Han’ın emriyle yazılan bu yasalar, zamanla doğan ihtiyaçlara göre hazırlanmıştı.

Ama bu yasanın tamamı Cengiz Han tarafından oluşturulmuş değildir. Cengiz Han Yasası, nesilden nesile aktarılan Türk ve Moğol törelerinin yazılı hâle getirilerek düzenlenmiş şeklidir. Yasalar incelendiğinde Moğolların, örf ve adetlerinin, dini inanışlarının ve bozkır yaşantısı gibi özelliklerin bu yasanın oluşumundaki etkilerini açık bir şekilde görmekteyiz.

Justinianus Kanunları ve Cengiz Yasası’ndaki aile ve ceza hukukuna ilişkin kurallardaki farklılıklar nelerdir?

Justinianus Kanunları’nda ceza hukukuna göre suçlar tazminat ödenerek cezalandırılırken, Cengiz Yasası’na göre ölüm cezaları uygulanmıştır.

Justinianus’un hazırladığı kanunlarda toplumun en küçük birimi olan aile kurumu ve evlilik konusu dinî bir temele oturtulmuştur. Evliliklerde erkek egemenliği kendisini göstermektedir. Cengiz Yasası’na göre ise aile ve çocukların hakları, babalarının ölümünden sonra dahi korunmaya çalışmıştır.

* Justinianus Kanunları’nda ceza hukukuna göre kanunlarda hapis cezası uygulaması yoktur ve bunun yerine suçluların manastırlara kapatılması tedbirine başvurulmuştur. Cengiz Yasası’na göre ise kısa süreli hapis cezaları uygulanıyor ancak hapis cezasını yatıp çıkanlar dışarıda tanınsınlar diye çenelerine bir işaret konuluyordu.

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 86

Ölçme ve Değerlendirme Soruları

Aşağıdaki terimleri birer cümleyle açıklayınız.

Kavimler Göçü – Feodalite – Dogmatizm – Toplumsal Tabaka

Kavimler Göçü :

Asya Hun Devleti’nin zayıflaması ve yıkılış sürecine girmesiyle Orta Asya’nın geniş bozkırlarında yaşayan bazı Türk boyları bağımsız hareket etmeye başlamıştır. Zamanla nüfusu artan bu boylar, Çin’in baskısı ve ekonomik nedenlerle de I. yüzyıldan itibaren batıya doğru göç etmiştir. Tarihte bu büyük nüfus hareketine Kavimler Göçü denilmektedir.

Feodalite :

Orta Çağda özellikle Batı Avrupa’da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen. “Feodalizmin özü, örgütlenmiş devletin bulunmadığı yerel düzeyde, bir çeşit hükümet görevini yürütmesiydi. 500 – 1000 km2 bir toprak parçası üzerinde en önemli ve güçlü kişi, daha az toprağa sahip olanların koruyuculuğunu üstlenmiş ve onlar da bu kişiye bağlılık sözü vermişlerdir. Böylece, feodal “lort”, “vassal” ve toprağa bağlı (serf) köylüleriyle feodalizm ortaya çıkmıştı. Feodalizmde kimse tam anlamıyla hükümran değildi. Özellikle lort ile vassal arasında “karşılıklılık esası” vardı ve bir cins “mukavele” ile birbirine bağlıydılar. Bu mukaveleye aykırı hareket edilirse, karşılıklı hak ve görevler sona ermekteydi.

Dogmatizm :

Dogmatizm, bilginin imkânı söz konusu olduğunda bilginin kesinlikle mümkün olduğunu, insanın sağlam ve kesin bilgiye ulaşabileceğini öne süren görüştür.

Toplumsal Tabaka :

Bir toplumda tabakalaşma sınıflar arası farklılaşmadan doğar, tabakalar arasındaki bireyler arasında farklılaşma görülebileceği gibi aynı toplumsal tabaka içindeki bireyler arasında da farklar bulunabilir aynı tabaka içindeki farklar sosyal sınıfları oluşturur.

Orta Çağ’da Avrupa ordularının genel özellikleri nelerdir?

Feodalizmde fakir olan serfler, askere nadiren alınmıştır. Böylece Orta Çağ’ın başlarında ordunun büyük kısmını oluşturan köylü askerin yerini artık şövalye almıştır.

Avrupa’da hafif süvari birliklerinin etkileri sürerken IX. yüzyıldan itibaren Batı Avrupa’da ağır süvari birlikler ortaya çıkmaya başladı. İri atların tercih edildiği bu modelde ağır zırh, uzun mızrak, kılıç ve kalkan gibi oldukça ağır savaş gereçleri kullanıldı.

Orta Çağ’da ücretli askerlik sistemi birçok devlette görülmüştür.

XIV. yüzyıldan sonra ise İngiltere ve Fransa gibi krallıklar ordularında maaş karşılığı asker bulundurmaya başlamıştır. Böylece Avrupa’da askerlik mesleği ortaya çıkmıştır.

Orta Çağ’da devletleşme sürecine bağlı olarak bu askerî topluluklar, düzenli ve disiplinli ordulara dönüştürülmüştür.

Ticari mekânların ticaretin gelişmesine etkileri nelerdir?

  • Ticari malların uzun süren yolculuklar sonucunda tüketiciye ulaştırılması sağlamıştır.
  • Tüketicilerin farklı ülkelerden gelen ürünleri tüketmesi sağlanırken, kendi ürettikleri üretim fazlası malların da satılmasını kolaylaştırmıştır.
  • Zengin olsun fakir olsun, her türlü ihtiyâcını ücretsiz olarak karşılayabilmiş, güvenli bir şekilde taşıdıkları mallarını tüketicilere ulaştırabilmişlerdir.
  • Ticaretten elde edilen vergiler ise devletlerin en önemli geçim kaynaklarından biri olmuştur.
  • Ticarî mekânlar, korunma, savunma ve askerî amaçlı olarak da kullanılarak devletlerin işlerini kolaylaştırmıştır.

İlk ve Orta Çağlarda üretimin yeterli aşamaya gelememesinin nedenleri nelerdir?

  • Konar- göçer yaşam benimseyen milletlerin toprağa bağlı üretim yapmamaları
  • Üretimin iklim ve yer şekillerine bağlı kalması
  • Üretim fazlası malların depolanmasının güç olması, üretim tekniklerinin yetersizliği
  • Salgın hastalıklar, talan ve yağmaların yaşanması
  • Yeterli bilgi birikimine sahip olunamaması, bilgi akışının yeterli olmaması
  • Orta Çağ’da gerek karada kullanılan hayvanların gerekse denizde kullanılan taşıtların hızı nedeniyle yolculuklar haftalar hatta aylar sürüyor olması
  • Yaşanan göçler, savaşlar ve istilalar nedeniyle insanların yer değiştirmeleri…

SORU 1:

Bir toplumsal tabakalaşma olan kast sistemi aşağıdaki medeniyetlerin hangisinde ortaya çıkmıştır?

A) Sümer
B) Babil
C) Hint
D) Çin
E) Mısır 

SORU 2:

Feodalizmde hiç kimse tam anlamıyla hükümran değildi. Bu yüzden soylular ve vassallar arasında mücadeleler Orta Çağ Avrupası’nda uzun süren istikrarsızlıklara hatta savaşlara neden olmuştur.

Buna göre Orta Çağ Avrupası ile ilgili olarak;

I. merkezî otoritenin zayıf olduğu,
II. sınıflar arası eşitlik olduğu,
III. savaşların feodalitenin Avrupa’nın

dışına yayılmasına neden olduğu ifadelerinden hangileri doğrudur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III 

SORU 3:

Cengiz Han Yasası nesilden nesile aktarılan Türk ve Moğol törelerinin yazılı hâle getirilerek düzenlenmiş şeklidir. Bu yasalar İslamiyet’i kabul eden Moğol hanedanları tarafından da uygulanmıştır.

Buna göre;

I. yasaların oluşturulmasında farklı kültürlerden etkilenildiği,
II. Cengiz Han’dan önce yasaların sözlü olduğu,
III. yasaların Cengiz Han tarafından oluşturulduğu

ifadelerinden hangilerine ulaşılabilir?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III 

SORU 4:

Aşağıdakilerden hangisi vakıflar sayesinde günümüze kadar gelen ve kamu yararına çalışan ticari yapılardır?

A) Çarşı
B) Kervansaray
C) Pazar
D) Panayır
E) Kapan

9.Sınıf Tarih Dersi 3.Ünite Sayfa 87

Kültürlerin ve fikirlerin taşınmasında İpek Yolu’nun önemi nedir?

Bu ticaret yolu yalnızca ticari malların değil insanların, kültürlerin ve fikirlerin taşınmasında da aracı bir rol oynamış, Doğu ile Batı kültürü arasındaki etkileşimi tarih boyunca sağlamıştır.

* İpek Yolu doğu-batı arasında kültürel alışverişte, geleneklerin, yeniliklerin, inançların taşınmasında önemli rol oynamıştır. Bu yoldan sadece tüccarlar değil aynı zamanda elçiler, bilim insanları, düşünürler, sanatçılar ve din adamları da geçmiş, İpek Yolu vasıtasıyla ipek, porselen, kağıt, matbaa, pusula, mürekkep, barut vb pek çok buluş Avrupa’ya geçmiştir.

Ülkelerin Çin ile iş birliği yapmak istemesinin nedenleri nelerdir?

2000’li yıllardan sonra artan sanayileşme ve teknolojik gelişmeler ile birlikte ciddi bir ekonomik büyüme performansı sergileyen Çin, hemen her ülkenin iş birliği yapmak istediği bir aktör hâline gelmiştir.

Modern İpek Yolu Projesi hangi alanlarda yatırım girişimlerini içermektedir?

Modern İpek Yolu Projesi ile güzergâh üzerindeki ülkelerde kara, deniz, hava ve demir yolları ve liman-boru hatlarını kapsayan büyük bütçeli yatırımlar yapılması planlanmaktadır.

Entegrasyon ne demektir?

Entegrasyon, bir araya gelerek birleşme, bütünleşme demektir.

Modern İpek Yolu Projesi’nin günümüzde Türk ekonomisine etkileri neler olabilir?

Proje; başta Çin olmak üzere bağımsızlıklarını kazandıktan sonra dünyayla ekonomik entegrasyona öncelik veren Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye, İran ve Rusya gibi önemli ülkeleri içermektedir. Ülkemizin de aralarında olduğu bu devletler arasında ekonomik ilişkilerde artış beklenmektedir.

Modern İpek Yolu Projesi  kapsamında; karayolları, tren yolları, limanlar ve enerji nakil hatlarını içeren milyarlarca dolarlık altyapı yatırım girişimlerinden ülkemiz de payına düşeni alacaktır.

Tarihî İpek Yolu ile Modern İpek Yolu arasındaki önemli farklılıklar nelerdir?

Tarihi İpek Yolu, İlk ve Orta Çağlarda Çin ve Orta Doğu ile Batı ülkeleri arasındaki transit kara ticaretinde kullanılan en işlek ticaret yolu olmasına rağmen kervanlarla yapılan ve haftalar süren bir yolculuğu kapsamakta iken

** Modern İpek Yolu Projesi karayolları, tren yolları, limanlar,… gibi alternatifleri de beraberinde getirmektedir.

Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan ülkelerin sayısı kısıtlı iken

** Asya, Afrika ve Avrupa’yı birbirine bağlayacak olan Modern İpek Yolu Projesi, başta Çin olmak üzere bağımsızlıklarını kazandıktan sonra dünyayla ekonomik entegrasyona öncelik veren Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye, İran ve Rusya gibi önemli ülkeleri içermektedir.

Adını en önemli simgesi olan “ipek”ten alan tarihi İpek Yolu üzerinde alım-satımı yapılan ürünlerin çeşitleri kısıtlı iken

** Modern İpek Yolu Projesi daha çeşitli ürünleri kapsamaktadır.

Bir Cevap Yazın