Son Haberler
Anasayfa / 10.Sınıf Tarih / XVII. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Kültür, Bilim, Sanat ve Mimari

XVII. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Kültür, Bilim, Sanat ve Mimari

XVII. yüzyılda Avrupa’da bilim, sanat ve teknolojide çok önemli adımlar atılmış, bilimsel buluşlar yapılmıştı. Osmanlı Devleti Avrupa’da görülen bilim ve sanat alanındaki gelişmelere ayak uyduramadı.

XVII. yüzyılda Osmanlı medreseleri sayı olarak bir önceki yüzyıla göre bir hayli artmıştı. Ancak medreselerde eğitim-öğretim kalitesi önceki yüzyıllardan düşüktü. Matematik, tıp, fizik, felsefe, astronomi gibi pozitif bilimlere gereken önem verilmedi. Hatta bu bilimler medrese müfredatından kaldırıldı. Bu dönemde yetişen değerli bilim adamlarının azlığı, müderrislerin yetersizliği gibi nedenler medreselerin bozulmasına neden oldu. Öyle ki nüfuzlu kimselerin çocuk yaştaki çocuklarına daha doğar doğmaz, aynı unvan verildi. Bu gelişme “Âlimin çocuğu alim doğar” anlayışını ve beşik ulemalığı denen bir terimi ortaya çıkardı.

Bilim ve teknoloji alanında ki bu gelişmeye karşın tarih, edebiyat, güzel sanatlar ve mimari alanında önemli eserler ortaya konmuştur. Bu dönemde yetişen önemli sanatçı ve bilginlerden bazıları şunlardır.

Kâtip Çelebi: Tarih, coğrafya ve felsefe alanında çok sayıda eser yazmıştır. Başlıca eserleri şunlardır:

  • Keşfu’z-Zünun (on bin kadar yazar ve şairi konu edinen bibliyografya kitabı),
  • Cihannüma(coğrafya kitabı),
  • Mizan-ül Hakk (ahlak, müzik ve coğrafya ile ilgili bilgiler verir),
  • Tuhfetü’l Kibar fi Esfari’l Bihar(Osmanlı deniz savaşları anlatılır.)
  • Düsturul Amel fi İslahi’l Halel (Toplumların da canlılar gibi doğup, gelişip, öldüğü görüşünü savunan Kâtib Çelebi, bu dönemlerin uzunluğunun ya da kısalığının toplumlara ve kişilere göre değiştiğini de kitabına ekler.) 

Evliya Çelebi: XVII. yüzyılda yetişen değerli bilginlerden biri de Evliya Çelebi’dir. 30 yıl süren seyahatleri sırasında Osmanlı ülkesini baştanbaşa gezmiştir. Seyahatname adlı 10 ciltlik eserinde gezdiği, gördüğü memleketlerin tarih, coğrafya ve kültürleri hakkında bilgi verir.

Naima: Hâlepli Naima Efendi, Osmanlı Devleti’nin ilk resmi tarihçisidir.(vakanüvis). 1591-1659 yıllarında Osmanlı siyasi olaylarını “Naima Tarihi” adlı kitabında eleştirel bir yaklaşımla anlatır.

Nef’i: Divan edebiyatının en büyük ustalarından olan Şair Nef’i hicivleri ile ünlüdür. Eserinin adı Siham-ı Kaza’dır. Dönemin sadrazamlarına ve devlet adamlarına yönelik eleştirel şiirler yazmıştır.

Itri: Türk musikisine büyük katkılar yapmış önemli bir bestekârdır. 42 adet bestesi vardır. “Nevakar” makamını bulmuştur. “Tutu-i mucize-i guyem” isimli eserin bestecisidir. Mustafa Itrî Efendi bayram namazlarında ya da Cuma namazlarında okunan “Segah Tekbir ve Salat-ı Ümmiye” gibi muhteşem bestelerin de sahibidir.

Karacaoğlan: Aşk, doğa, gurbet, sıla özlemi ve ölüm üzerine şiirler yazmış halk ozanıdır. Şiirlerini hece ölçüsü ve yaşadığı bölgenin diline göre yazmıştır.

Lagari Hasan Çelebi: Füzeciliğin atası sayılmaktadır. 1633 yılında IV. Murat kızı Kaya Sultan’ın doğduğu gece yapılan şenliklerde füzeyle uçma hünerini göstermiştir. Füze ile uçan ilk Türk.

XVII. yüzyılda Osmanlı-Türk klasik mimarisi gelişerek devam etmiştir. Mimar Sinan sonrası dönemde Osmanlı mimarisi, İstanbul’daki “Sultan Ahmet Camii” gibi muhteşem yapılar inşa etmeye devam etti. Bu bina içinde çok sayıda çini kullanıldığından “Mavi Cami” olarak bilinir. Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa bu eseriyle ustası Sinan’ı geçmek istemiş ancak başaramamıştır. Yalnız, mimaride yaptığı bir yenilikle caminin iç düzenini değiştirmiş, aydınlık ve ferahlık sağlamıştır. Sultan Ahmet Camisi, Süleymaniye ve Selimiye camilerinin abidevi özelliklerine sahip olmamasına karşılık altı minareli tek Osmanlı camisi olmasıyla ünlüdür.

Bu yüzyılda yapılan en önemli mimari eserlerden biri de Yeni Cami adıyla bilinen Valide Sultan Camisi’dir. İstanbul’un ticaret merkez olan Eminönü’n değer alan bina, valide sultanlar tarafından yaptırılmış olan camiler arasında büyüklüğü ve yeri itibariyle en seçkin olanıdır.

IV. Murat’ın Topkapı Sarayı’nda yaptırdığı Bağdat Köşkü ve Mustafa Paşa Köşkü Türk sivil mimarisinin en güzel örneklerindendir. Yine bu yüzyılda mimarideki gelişmeye paralel olarak çinicilik, oymacılık, kakmacılık, hat, sedef işçiliği de gelişme göstermiştir.


Yasal Uyarı: Yayınlanan yazıların/içeriklerin tüm hakları “tarihyolu.com” aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/içeriğin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya/içeriğe aktif link verilerek kullanılabilir.

[Toplam:62    Ortalama:3.6/5]

Hakkında admin

6 yorum

  1. Sitenizi çok beğenerek kullanıyorum gerçekten çok güzel bilgilerinden çok kaliteli emeğinize sağlık..

    • Düşünceleriniz için teşekkür ederiz şunu samimiyetimle belirtilim ki site kullanıcılarımıza en anlaşılır içeriği hazırlamaya çalışıyorum diğer siteler gibi kitabı olduğu gibi kopyalamıyorum

  2. Gülçin&Büşra Mutlu

    Sitenizi her yerde takip ediyorum çok güzel çok kullanışlı öğrencilere böyle bi kolaylik yaptığınız için size minnet duyuyoruz

  3. Kısa ve öz açıkladığınız için teşekkür ederim. Çok yardımcı oldunuz. 🙂

  4. “Füzeyle” uçmayı anlamadım :P. Kısa ve öz açıkladığınız için teşekkür ederim. Çok yardımcı oldunuz. 🙂

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*