Son Haberler
Anasayfa / 10.Sınıf Tarih / Osmanlı Ekonomisi

Osmanlı Ekonomisi

İnsan

 Osmanlılarda halk yöneten ve yönetilenler olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Osmanlılarda halka reaya (yönetilen) denirdi.  İnsanlar, uğraşlarına göre şehirlerde, kasabalarda ve köylerde yaşarlardı. Bu insanlar ekonomik faaliyetleri karşılığında devlete vergi verirlerdi.

Osmanlı Devleti’nde nüfus sayımı yapılmamıştı. Ancak ülke topraklarının ve üzerinde yaşayan insanların kaydedildiği tahrir defterleri, Osmanlı nüfusu hakkında bilgiler vermektedir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında kıtlık, salgın hastalık ve savaşlar gibi nedenlerden Anadolu’daki genel nüfus azdı. Osmanlı Devleti zamanla güç kazanıp, yeni yerler fethettikçe ve ülke genlinde güvenliğin sağlanmış olmasına paralel olarak nüfus artmıştır.

Toprak

Osmanlılarda ekilebilen toprakların çoğu devletin malıydı. Devlete ait olan bu topraklara miri arazi denirdi.  Bu toprakların kullanma hakkı ise reayaya bırakan devlet, her ailenin geçimini sağlayacak toprağa sahip olmasına dikkat etmiştir. Bu uygulama Osmanlı’da sosyal devlet anlayışının uygulandığına kanıttır.

Tımar sistemi içinde köylülere dağıtılan bu topraklara çift denirdi. Toprağı kullanma hakkı çiftçilere aitti. Çiftçiler toprağın kullanma hakkını çocuklarına miras olarak bırakabilirdi.  Ancak bu toprakları satamaz, vakfedemez devredemezdi. Toprağın sahibinin devlet olması büyük hanedanların ortaya çıkmasını, Avrupa’daki feodalite denen sistemin Osmanlı’da görülmesini engellemiştir.

Miri Arazi (Devlet Arazisi)

Osmanlı topraklarının büyük çoğunluğunu mülkiyeti devlete ait olan topraklar oluşturmuştur. Fetihlerle alınan bu toprakların üzerinde üretim yapma işi ise halka devredilmiştir. Halk bu topraklarda tarım yapar, vergisini verirdi.

Miri Arazinin Bölümleri

Dirlik Arazi

Miri arazinin en önemli bölümü dirlik olarak ayrılmıştır. Gelirleri devlet memurları ve savaşlarda fayda sağlamış kişilere verilmiştir. Has, zeamet ve tımar olarak üçe ayrılmıştır.

Has: Yıllık geliri yüz bin akçeden fazla olan dirliklerdi. Padişah, hanedan üyeleri, divan üyeleri, beylerbeyi ve sancakbeyi gibi üst düzey yöneticilere verilirdi.

Zeamet: Yıllık geliri yirmi bin ile yüz bin akçe arasında değişen dirliklerdi. Kadı, subaşı, alaybeyi, divan kâtipleri, kale dizdarları gibi orta dereceli devlet memurlarına verilirdi.

Tımar: Yıllık geliri üç bin ile yirmi bin akçe arasında değişen dirliklerdi. Alt dereceden devlet memurları ile savaşta yararlılık gösteren askerlere verilirdi.

Mukataa Arazi

Geliri doğrudan devlet hazinesine ait olan bu toprakların geliri iltizam yoluyla toplanmıştır.

Malikâne Arazi

Üstün hizmetleri karşılığı devlet memurlarına verilen arazilerdir.

Paşmaklık Arazi

Geliri padişahın kızlarına, eşlerine ve annelerine bırakılan arazilerdir.

Ocaklık Arazi

Geliri kale muhafızlarına ve tersane giderlerine ayrılan topraklardır.

Yurtluk Arazi

Geliri sınır boylarında güvenliği sağlayan askerlere verilen arazilerdir.

Vakıf Arazi

Geliri hayır kurumlarına bırakılan arazidir. Devlet vakıf araziden vergi almazdı.

Metruk Arazi

Devlete ait olup kamunun, yararlanması için terk edilen arazilerdir. Yollar, namazgâhlar, Pazar, panayır yerleri vb. yerler.

Mevat Arazi

Vasfından dolayı hiç kimsenin mülkiyetinde olmayan topraklardır. Bataklık, çoraklık vb alanlar.

Mülk Arazi

Mülkiyeti kişilere ait topraklardır. Fetih öncesi bölge halkına ait olan topraklar fetihten sonra yine kendilerine bırakılmıştır.

Öşri Toprak

Mülkiyeti Müslümanlara ait topraklardır.  Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak çift resmi, ürün vergisi olarak da öşür öderdi.

Haraci Toprak

Mülkiyeti gayrimüslimlere ait topraklardır. Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak ispenç ürün vergisi olarak da haraç öderdi.

Tarım

 Osmanlı Devleti’nin ekonominin temeli tarıma dayanıyordu. Vergilerin çoğunluğu tarımsal faaliyetlerden alınmaktaydı. Devlet tarafından ekilip biçilmesi için toprak verilen köylü, kullanım hakkına sahip olduğu bu toprakları ekip biçerek kendi geçimini sağlar, öldüğünde ise toprakları çocuklarına geçerdi. Köylü; toprağı satamaz, vakfedemez ve devredemezdi.

Miri arazilerde devletin, tımar sahibinin ve köylünün birbirlerine karşı sorumlulukları vardı:

Köylünün sorumlulukları;

  • Toprağı habersiz terk etmemek.
  • Sebepsiz olarak üç yıl üst üste ekmemek.
  • Ürettiği ürünün vergisini sipahiye ödemek.

Tımar sahibi sipahinin sorumlulukları;

  • Köylünün güvenliğini ve düzenini sağlamak.
  • Üretim araçlarının temininde, ihtiyaçlarının karşılanmasında köylüye yardım etmek.
  • Kanunlara göre yeterli miktarda Cebelü adı verilen atlı asker yetiştirmek.

Devletin sorumlulukları;

  • Halkın huzur ve güvenini sağlamak.
  • Asayişi ve adaleti tesis etmek.

Hayvancılık

Osmanlı Devleti’nde ekonominin bir diğer unsuru da hayvancılıktı. Hayvancılıktan et ve süt gibi temel gıdaların karşılanmasının yanı sıra, ulaşım, taşımacılık ve dokumacılık alanlarında da faydalanılmıştır. Ayrıca balıkçılık ve arıcılık da gelişmiştir.

Osmanlı Devleti’nde, özellikle konargöçerler halk hayvancılıkla uğraşmıştır. Konargöçerler   (yörük) özellikle küçükbaş hayvancılık ile uğraşırlardı. Devlet hayvancılıkla uğraşanlardan adetiağnam adı verilen vergi alırdı.

Bu dönemde hayvancılık faaliyetleri en çok, Balıkesir, Manisa, Aydın ve Bursa çevresinde yapılmaktaydı.

Konargöçerlerin dışında köylüler de hayvan besliyordu. Osmanlılarda hayvancılık, devlet tarafından her dönemde desteklenmişti. Hayvancılığın gelişmesi sonucu Bursa’da ipek, Selanik’te çuha, Bulgaristan’da aba, Ankara’da tiftik üretim merkezleri olarak ün kazandı.

Ticaret

İç Ticaret

Osmanlı Devleti doğudan ve batıdan gelen ticaret yollarının kesiştiği bir bölgede kurulmuştu. Bu nedenle Osmanlılar, kuruluş yıllarından itibaren, ticaretin gelişmesi için önlemler almış, çalışmalar yapmışlardır.

Osmanlılar ticareti geliştirmek amacıyla;

  • Ticari faaliyetleri teşvik etmişlerdir. Bu amaçla, ticaret eşyalarından alınan vergiler, düşük tutulmuştur.
  • Osmanlı Devleti içinde, Osmanlı vatandaşlarının yanı sıra, yabancı ülkelerin tüccarların da ticaret yapabilme izinleri vardır.
  • Ticaret yolları üzerindeki menziller arasında at, katır ve deve kervanlarının sefer yapmaları için gerekli imkânları sağlamışlardır.
  • Ticaret yolları üzerinde yolcuların dinlenebilmeleri ve ihtiyaçlarını karşılamak için kervansaraylar kurmuşlardır.
  • Ana yollar ve geçitler derbentçi adı verilen güvenlik güçlerinin gözetimi altında tutulmuştur.
  • Şehirlere gelen malların sistematik bir şekilde dağıtılması için, bedesten, çarşı ve kapan hanları kurulmuştur. Şehirlere gelen mallar buralarda toplanır ve satışa sunulurdu.

Bedesten Osmanlı Devletinde mücevher, kumaş vb. eşyalarının alım satımının yapıldığı kapalı çarşılardır. İlk bedesten, Orhan Bey zamanında Bursa’da, ikincisi ise Mehmet Çelebi zamanında yine Bursa’da İpek Hanı adıyla yaptırılmıştır.

Kapan hanları, her biri tek cins ticaret mallarının toptan satışı ya da dağıtımının yapıldığı kapalı pazar yerleridir. Kapan hanları, toplayıp dağıtımının yapıldığı malların adını alırlar. Örneğin, satılan mal un ise, un kapanı, yağ ise yağ kapanı vb.

Şehirlerdeki esnaflar ve tüccarlar, Ahiliğin birer kolu olan lonca teşkilatlarına bağlıydılar. Hirfet adı verilen kunduracı, demirci, duvarcı, marangoz gibi pek çok meslek grubuna ayrılan esnaflar ayrı ayrı loncaya kayıtlı olur, loncasının koruması ve denetimi altında bulunurdu.

Dükkân açma hakkına gedik denirdi. Gediğe sahip olmak için çıraklık, kalfalık yapıp loncadan ustalık belgesini almak gerekirdi.

Şehirlerde kapalı Pazar yerlerinden başka açık pazarlar da vardı. Belirli günlerde kurulan bu pazarlarda her türlü malın alım ve satımı yapılırdı. Bu pazar yerleri de satılan malın adıyla anılırdı. Örneğin; saman pazarı, odun pazarı, at pazarı, balık pazarı gibi. Çarşı ve Pazar yerleri, muhtesip ve eminlerin denetimi altındaydı. Muhtesip ve eminler çarşı ve pazarda satılan malların kalitesini ve fiyatını denetlerdi.

Dış Ticaret

Osmanlı Devleti’nin, Anadolu’da egemenlik alanını genişletmesi, egemen olduğu topraklarda güvenliği sağlaması ve liman şehirlerini ele geçirmesi, XIV. yüzyılın sonlarından itibaren dış ticaretin gelişmesini sağlamıştır. Yıldırım Bayezid döneminde Erzincan’a kadar olan toprakların alınması sonucu, İran ipek kervanları, Trabzon yolu yerine Bursa yolunu tercih etmişlerdir.

Bu dönemde, Hint ve Arap mallarının Anadolu’ya giriş limanları olan Antalya ve Alanya alınması, tüccarların güven içinde Bursa’ya ulaşmaları sağlamıştır.

Osmanlı Devleti’nde iç ve dış ticaretin gelişmesi, işsizliğinin azalmasını, üretimin artmasını, refah seviyesinin yükselmesini sağlamıştır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan yazıların/içeriklerin tüm hakları “tarihyolu.com” aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/içeriğin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya/içeriğe aktif link verilerek kullanılabilir.

[Toplam:8    Ortalama:4.3/5]

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*