Son Haberler
Anasayfa / Çağdaş Türk Ve Dünya Tarihi / İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEMDE DÜNYA

İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEMDE DÜNYA

I. Dünya Savaşı toplumları siyasi, ekonomik, kültürel vb. birçok yönden etkiledi. Savaş sırasında yaşanan ekonomik sıkıntılar savaştan sonra tüketim isteğinin artmasına ve sanayinin gelişmesine neden oldu.

Sanayide kullanılan petrol ve elektrik günlük hayata girdi; elektrikli araçların kullanımında artış görüldü. Avrupa’da kara ve demiryolları ulaşımı kolaylaştırıldı. Taşıt yapımında seri üretim yaygınlaştı. Kıtalar arası ulaşımda gemilerin yanında havacılık teknolojisinin gelişti.

Şehircilik ve mimari gelişti. Yeni bir mimari tarz başlatılmasını savunan bir akım olan Bauhaus şehir planlaması konusunda yenilikler getirdi. Bu akımının temsilcileri 1933’te Nazilerin baskıları sonucu farklı ülkelere giderek bu anlayışı yaygınlaştırdı. Yine bu dönemde yüksek binalar, geniş düzenli caddeler ve yeşil alanları ile büyük şehir projeleri tasarlandı. ABD’de New York’ta 1931’de tamamlanan “Empire State Building” ile beraber gökdelenlerin sayısında artış görüldü.

İletişim araçlarının gelişmesiyle haberleşme imkânları ve kültürlerarası etkileşim arttı. Gazeteler, radyo, fotoğraf, çizgi film ve sinema kitle kültürünün şekillenmesinde ve siyasi faaliyetlerde etkili oldu. Fotoğraflarla desteklenen yazılı basında önemli baskı sayısı artışı oldu. Radyo önem kazandı. Radyo aracılığıyla caz, klasik müzik, tiyatro da halka ulaştı. Savaş öncesi çocuk yayınları çerçevesinde başlayan çizgi filmler, büyük gelişme kaydetti. Avrupa’da “Tintin (Tenten), Barbar”, Amerika’da “Popeye (Temel Reis), Superman” gibi çizgi film kahramanları bu dönemde doğdu. 1895’te ortaya çıkan sessiz sinema, 1920’li yılların sonuna doğru, sesin de kullanılması önemini artırdı. 30’lu yıllarda ekonomik buhranı konu alan filmlerle sinema izleyicilerinin sayısını arttırdı. Sinema propaganda aracı olarak kullanıldı. Radyo ve gazetelerin etkisiyle spor, kitlelere mal oldu.

Almanya’da rejim değişikliğine bağlı olarak Albert Einstein başta olmak üzere bazı bilim adamlarının ülkelerini terk etmeleri ile bilim milletlerarası bir kimlik kazandı. Fizik alanında önemli gelişmeler görüldü. Einstein’in izafiyet teorisi yeni bir çığır açtı. Fizik bilimi, nükleer protonu (Rutherford, 1919), pozitif elektronu (Anderson, 1931) ve nötronu (Chadwick, 1934) keşfetti. Frederic et İrene, Joliot-Curie ve Enrico Fermi, yapay radyoaktiviteyi buldu. Uranyum fizyonu 1939’da Almanya’da gerçekleştirildi. Böylece nükleer enerji alanındaki gelişmeler birbirini takip etti.

Sağlık sahası başta olmak üzere biyoloji biliminde önemli ilerlemeler sağlandı. Bazı hastalıkların tedavisi için aşı ve ilaçlar bulundu. Organ nakline başlandı. Banting ve Best 1922’de insülini ayrıştırmayı başardı. 1921’de Calmette ve Guerin Tüberküloza karşı ilk etkili silah olan BCG aşısını buldu. 1929’da Alexander Fleming penisilini keşfederek antibiyotiklerin gelişeceği alanı açtı.

Sosyal bilimler, ihtisas alanlarını belirleyerek yenilenme sürecine gitti. Psikoloji önem kazandı ve bu alanda yeni akımlar ortaya çıktı. Felsefe alanında Fenomenoloji (Metafiziğe karşı çıkarak somut yaşantıyı temel alan felsefi görüş.) ve Varoluşçuluk bu dönemde ortaya çıkan akımlardır.

1929’da tarih biliminde Fransız ekolünün ortaya çıkışı ile geleneksel tarihin temel öğesini oluşturan; savaş tarihi, kral ve imparatorlar tarihi, önceliğini kaybetti. Yeni tarih anlayışı,yerel tarih, sosyal, ekonomik ve medeniyet konularını öne çıkardı.

I. Dünya Savaşı sonunda Batı medeniyetinin dayandığı değerlerin sorgulanması, Avrupa edebiyatını etkiledi. Bu dönemde, birçok yazar yaşadıkları topluma karşı eleştirel gözle bakarak eserler verdi. John Steinbeck’in Gazab Üzümleri (1939) adlı eseri 1929 krizinden sonra Amerika’nın sosyal ve ekonomik durumunu anlatan önemli eserlerden biridir. Bu eserde işçilerin ve küçük çiftlik sahiplerinin yaşadıkları dram, şehirlere göç, suç oranlarının artması ustalıkla işlenir.

Bazı romancılar da buhranlı bir dönemden geçen Avrupa’yı konu edinmekten kaçınarak otobiyografi tarzını tercih etmişlerdir. İki savaş arası dönemde tiyatro da bir yenilenme sürecine girdi. Aktör ve seyirciye eleştiri hakkı tanınarak günümüz tiyatrosuna öncülük edildi.

I. Dünya Savaşı’nın tam ortasında Zürih’te, bütün toplumu ve burjuva sanatını tamamen ve sert bir şekilde reddetmeye dayalı “Sürrealizm” akımı doğdu. Sürrealizm kendini daha ziyade resim sanatında gösterdi. Sürrealistler 1924’te yayımladıkları Gerçeküstücülük Bildirgesi’nde “düşüncenin aklın denetimi olmadan ve ahlak gibi engelleri hiçe sayarak ortaya konması”nı savunmuşlardır. Salvador Dali (1904-1989) bu akımın önemli temsilcilerindedir.

Savaş öncesinde de var olan ekspresyonizm (dışa vurumculuk), özellikle Almanya ve kuzey ülkelerinde birçok sanatçı, yazar ve sinemacıyı hareketin bünyesinde toplamayı başardı.

İki savaş arasında klasik müziğe dönüş yaşandı. Bu dönemde ABD’nin savaşa girmesi ve Avrupa üzerinde etkili olmasıyla caz, bütün Batı dünyasında yayılma fırsatı buldu.

[Toplam:2    Ortalama:4/5]

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*