Son Haberler
Anasayfa / Çağdaş Türk Ve Dünya Tarihi / ABD’nin Savaşa Girmesi

ABD’nin Savaşa Girmesi

ABD, İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında nasıl bir politika izlemiştir?

ABD, Avrupa’da başlayan savaş karşısında Monroe Doktirini gereği tarafsız kalmıştı. Ancak, Müttefik devletlere değişik zamanlarda askeri yardımlarda da bulunmuştur. Bununla birlikte, İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla A.B.D. ve Japonya arasındaki ilişkiler de gerginleşmeye başlamıştı. Zira, Uzakdoğu’da Japonya ve A.B.D.’nin çıkarıyla çatışmaktaydı. Japonya, 1937’de başlattığı Çin Savaşı’nı sürdürmekte kararlı idi. A.B.D.’de Çin’e mali yardımda bulunarak, Japonya’nın yayılmacılığını önlemek istemiştir.

A.B.D. hangi olayla savaşa girmiştir?

   Tüm bu gelişmelerin yanında, Japonya’daki militarist yönetim, Almanların Rusya’da ilerlemesinden ve Anglo-Saksonların Pasifik’te zayıf bulunmasından cesaret alarak, eskiden beri özlemini duyduğu Büyük Pasifik İmparatorluğu’nu kurmak için harekete geçmiştir. Nitekim, Japonya, 7 Aralık 1941’de Hawaii Adalarında Pearl Harbour’da demirli bulunan Amerikan Pasifik donanmasına saldırmış ve bu donanmanın büyük kısmını yok etmiştir. Bu olayın sonucunda Japonya, 8 Aralık günü A.B.D. ve İngiltere’ye, 11 Aralık’ta da Almanya ve İtalya, A.B.D.’ye resmen savaş ilan etmiştir. Hatta, dünyanın değişik bölgelerinde bulunan birçok devlet de, içinde bulundukları bloklara uygun, birbirleriyle savaşa girmişlerdir. Böylece, savaş tam bir dünya savaşına dönüşmüştür.

    Japonya, savaşın ilk anlarında büyük başarılar kazanmışlardır. Pasifik’te birçok bölgeyi ve Hindiçini’ni işgal etmişlerdir. Ancak, Müttefikler, 1942 yılının sonlarında Japonya’nın yayılmasını durdurmuşlardır. A.B.D., 12-13 Kasım 1942’de Salomon adaları açıklarında Japonya donanmasını ilk büyük yenilgiye uğratmıştır. Bu olayla, Uzakdoğu’da savaş Japonya’nın aleyhine dönmeye başlamıştır.

Savaş Sırasında Önemli Siyasal Buluşmalar

Atlantik Bildirisi

Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne saldırması, bunun üzerine Sovyetler Birliği’nin de 12 Temmuz 1941’de İngiltere, 1 Ağustos’ta da A.B.D. ile birer antlaşma imzalaması savaşın gidişatında önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur. A.B.D. Başkanı Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Churchill, 1941 yılının Ağustos ayının başlarında savaşla ilgili gelişmeleri görüşmek üzere Atlantik’te (Atlas Okyanusu’nda) bir savaş gemisinde biraraya gelmişlerdir.

 Atlantik Bildirisi’nde hangi ilkelere yer verilmiştir?

    Roosevelt ve Churchill, görüşmelerden sonra, 14 Ağustos 1941’de “Atlantik Bildirisi” adı verilen bir metin yayınlamışlardır. Bildiride iki devlet; topraklarını genişletmek istemediklerini, her ulusun kendi istediği hükümet şeklini seçme hakkına uyacaklarını, küçük-büyük tüm devletlerin aynı koşullar altında dünya ticaretine katılmalarını istediklerini, Nazi diktatörlüğünün tam olarak yıkılmasından sonra, bütün ulusların sınırları içinde güvenle yaşama olanağı sağlayacak bir barışın yapılmasını, böyle bir barışla bütün insanlara engel çıkartılmadan bütün deniz ve okyanuslarda dolaşma olanağının sağlanmasını ve bütün ulusların kuvvet kullanmaktan vazgeçme yolunu tutmaları gerektiğine inandıklarını belirtmişlerdir. Görüldüğü gibi, bildiriye özgürlük ve demokrasi ilkeleri yön vermiştir. A.B.D.’nin savaşa katılmasından sonra, Almanya’ya karşı savaşa giren 26 devletin de imzasıyla, 1 Ocak 1942’de, Atlantik Bildirisi esas olmak üzere “Birleşmiş Milletler Bildirisi” yayınlanmıştır. Bu bildiride, Atlantik Bildirisi’ndeki ilkeler aynen kabul edilmiştir. Ayrıca, zafer elde edilinceye kadar işbirliği yapılacağı açıklanmıştır. Böylece, savaştan sonra kurulacak olan Birleşmiş Milletler Örgütü’nün temeli oluşturulmuştur.

[Toplam:4    Ortalama:5/5]

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*